JİNEKOLOJİK MUAYENE

 

JİNEKOLOJİK MUAYENE

Neden Jinekolog Muayenesi?

Pek çok kadın için jinekolog muayenehanesinde yapılan jinekolojik muayene ve “o masaya çıkmak” adeta korkuverici bir kabustur. Bundaki en önemli nedenler ise daha önce yaşanmış kötü tecrübeler ile çevreden duyulan abartılı ve yanlış bilgiler sonucunda oluşmuş haksız ön yargılardır.

Unutulmamalıdır ki; zamanında ve rutin olarak yapılan muayeneler, bir çok hastalığın erken dönemlerde teşhisini sağlayarak sonradan ortaya çıkabilecek olumsuz durumları alınacak çok basit önlemlerle engelleyebilir.

Basit bir muayene ile örneğin rahim, rahim ağzı, yumurtalık ve vajen kanserleri çok erken safhalardayken yakalanabilir. Yine rahim ağzı (serviks) bölgesindeki gizli enfeksiyonlar – henüz bir yaraya sebebiyet vermeden- teşhis ve tedavi edilebilir.

Cinsel hayatı başlayan her kadının düzenli olarak, hiçbir şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez bir jinekologa gidip muayene olması, ultrason ve smear aldırması tavsiye edilmektedir.

Doğrusu jinekolog olduğu halde bu terim halk arasında jinakolog veya jinekolok olarak, jinekolojik muayene de jinakolojik muayene, jinekolok muayenesi veya jinakolok muayenesi olarak telaffuz edilebilmektedir.

Jinekoloğun İngilizce’si “Gynecologist” olarak geçmektedir.

Jinekolojik Muayene Nasıl Uygulanır?
Bir jinakalog tarafından yapılan jinakolojik muayene, kişilere “anamnez (öykü) alma” dediğimiz ve kişinin kendi durumu ile ilgili soruların sorulması ile başlar.

Ankara ve İstanbul şubelerimizde anamnez alma işlemindeki kişisel bilgiler ve hastalığınız mutlaka jinekoloğunuzla sizin aranızdadır; kesinlikle gizli tutulur.

Jinekolog ararken rahat ulaşabileceğiniz, tecrübeli, rahat iletişim kurabileceğiniz ve güleryüzlü olmasına dikkat edin.

Konu ile ilgili olarak aşadıki linki tıklayabilirsiniz.

Jinekolog ararken dikkat etmenizi önerdiğimiz konular >>>

Jinekolog doktorlar arama Ankara, İstanbul, İzmir >>>

Tıbbi Öykü Alma (Anamnez)
Kişisel bilgiler
Anamnezin ilk aşaması kişinin demografik bilgileri ile ilgilidir. Burada jinekoloğunuz size şu soruları soracaktır:
Ad-Soyad
Yaş
Meslek
Adres ve telefon bilgileri
Medeni durum
Evliyseniz süresi
Kan grubu
İlaç alerjisinin olup olmadığı

Jinekolojik öykü
Regl (adet düzeni) ile ilgili bilgiler:
Adet kanamalarınızın kaç günde bir olduğu, kaç gün sürdüğü ve kanama miktarının nasıl olduğu
Son adet tarihi (SAT): Son adet kanamanızın başladığı ilk gün
Ara kanamalarının olup olmadığı
Adetler sırasında ağrı olup olmadığı

Vajinal akıntı ile ilgili bilgiler:
Vajinadan gelen akıntının olup olmadığı, eğer varsa süresi, miktarı, rengi, kokusu gibi özellikler
Vajinal kaşıntının varlığı

Ayrıca:
Genital bölgede herhangi bir ele gelen kitle olup olmadığı
İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma gibi yakınmalarınızın olup olmadığı
Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında ağrı veya kanama olup olmadığı
Vücudunuzda aşırı bir tüylenmenin veya sivilcelenmenin olup olmadığı
En son jinekolojik incelemenin nerede ve ne zaman yapıldığı, bu incelemede herhangi bir tetkikin yapılıp yapılmadığı, eğer yapıldıysa sonuçları, muayene sonrası konulan tanı ve verilen tedavilerin ne olduğu
Hangi kontrasepsiyon (korunma) yöntemini kullandığınız
Önceden tanısı konmuş kronik bir rahatsızlığınızın olup olmadığı
Daha önce geçirdiğiniz jinekolojik ve jinekolojik olmayan ameliyatlar ve operasyonlar (Apandisit, dış gebelik, safra kesesi veya mide ameliyatları gibi..)
Düzenli olarak kullanılan ilaçların olup olmadığı

Geliş şikayetiniz
Jinekolok muayenesi olmak için başvurmanızı gerektiren şikayetinizin ne olduğu, ne zaman ve ne şekilde başladığı ve bu yakınma ile ilgili gerekli olabilecek diğer sorular sorulur.

Obstetrik (Gebelik) öykü
Gebe iseniz eğer bu bölümde gebeliğiniz ve önceki gebelikleriniz ile ilgili bilgiler sorulmaktadır:
Daha önce hamile kalıp kalmadığınız, eğer hamile kaldıysanız bunların sonuçları (düşük, kürtaj, doğum vb)
Daha önceki hamileliklerinizde yaşadığınız sorunlar (kanama, bulantılar, preeklampsi vb)
Önceki doğumlarınızın şekli (sezaryen, normal doğum) ve tarihi, eğer sezaryen oldu ise bunun nedeni, eğer normal doğum yaptıysanız doğumunuzun nasıl geçtiği
Daha önceden düşük yaptıysanız sonrasında düşük materyalinde herhangi bir patolojik veya genetik incelemenin yapılıp yapılmadığı
Daha önceden kullandığınız doğum kontrol yöntemleri

Aile Öyküsü (soygeçmiş)
Soygeçmiş özellikleri: Ailenizde sistemik veya genetik özellikli hastalıkların olup olmadığı (kalp hastalıkları, şeker hastalığı, kanser öyküsü gibi)

Kişilerden ayrıntılı bir anamnez alma işleminden sonra jinekolojik muayeneye geçilir.

Jinekolojik Muayene
Muayneye başlanmadan önce hastalar, idrar torbasının boşaltılması amacıyla tuvalete gönderilir. (Ancak idrar kaçırma problemleri olan hastalar bunun dışındadır. Çünkü bu kişilerde idrar kaçağını görmek açısından muayene sırasında mesane dolu olmalıdır.)

 

JİNEKOLOJİK CHECK UP

JİNEKOLOJİK CHECK UP (Kontroller)

Jinekolojik check up, jinekolojik muayene, kontrol ve testler

Son yıllarda uzayan insan ömrü ve bunun sonucunda artan jinekolojik problemler, kişiler tarafından yaşam kalitesinin arttırılması istemleri ve koruyucu tıbbın önem kazanması sonucunda 21. yüzyıl çağdaş kadınının “rutin jinekolojik check up (kontrol)” muayenelerini zorunlu hale getirmiştir.

Sağlık hizmetlerini çok basit olarak “Koruyucu (Proflaktik)” ve “Tedavi edici” hizmetler olarak ikiye ayırabiliriz.

Koruyucu hekimlik içine hastalık ortaya çıkmadan alınan önlemlerin tamamı girerken, tedavi edici hekimlik kapsamında hastalık ortaya çıktıktan sonra yapılan tüm medikal (ilaç) tedaviler ve/veya ameliyatlar bulunmaktadır.
Ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde kişilerin hasta olmadan kontrol amaçlı doktora gitme alışkanlıklarının eksik olmasına rağmen pek çok batılı ülkelerde koruyucu sağlık hizmetleri son derece gelişmiş ve hatta rutin muayene-kontroller zorunlu hale getirilmiştir.

Burada unutulmaması gereken nokta; her zaman için hastalığın ortaya çıkmasını engellemenin hastalığı tedavi etmekten çok daha kolay olduğudur. Gerçekten de uygulanan koruyucu sağlık hizmetleri ile hastalık veya kanser oluşumunu önlemek maddi ve manevi açıdan çok daha kolay ve ucuzdur.

Bu bölümümüzde jinekolojik check up, yani kadın sağlığı (jinekoloji) ile ilgili yapılması gereken rutin muayene, testler ve koruyucu aşılar işlenmektedir.

Jinekolojik check up muayenelerini 40 yaşından önce ve sonra olarak ikiye ayırmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Muayene öncesi her hastamızda “anamnez alma” dediğimiz jinekolojik durumu ile ilgili sorular sorularak bilgiler alınır. Daha sonra da gerekli muayene ve tetkiklerine geçilir.

I. 40 Yaş Öncesi Rutin Check up
Bakire Hastalardaki Kontroller
Eğer kişi bakire ise yıllık olarak idrara sıkışık haldeyken karından yapılan ultrason incelemeleri (transabdominal sonografi) bize rahim, yumurtalıklar ve rahim komşuluğundaki organlar (adnexler) ile ilgili bilgiler verecektir.

Karından yapılan (transabdominal) ultrasonografiler özellikle rahimde bulunan myomları, yumurtalıklardaki kistleri (over kistleri) açığa çıkarmada son derece önemlidir. Bu çağlarda yapılan ultrasonografik değerlendirmeler ile yumurtalıklarda küçük kistler ile giden ve hormonal pek çok probleme zemin hazırlayan “Polikistik over sendromu”nu tespit edebilir. Diğer taraftan özellikle şiddetli adet sancıları (dismenore) şikayeti olan genç kızlardaki gizli çikolata kistleri (endometriomalar) ortaya çıkarılabilir.

Ayrıca 9-26 yaşları arasındaki kişilere rahim ağzı kanserine (cervix kanseri) karşı aşı uygulamalarını önermekteyiz. Meme kanserinden sonra ülkemizde 2. sıklıkta görülen rahim ağzı kanserlerine karşı aşılamalar ile artık bu kanserin %100’e yakın bir oranda önüne geçilebilmektedir. Ayrıca genital bölgeye ait siğiller bakire olmayanlarda da görülebilmekte olup bu aşılar siğillere karşı da %100 koruyucudur.

Rahim ağzı aşısı (Gardasil) ile ilgili bilgiler için tıklayınız >>>

Bakire Olmayan Kadınlardaki Kontroller
Cinsel hayatı başlayan evli veya evli olmayan kadınlarda yıllık jinekolojik muayeneler, smear testleri ile vajinal ultrason muayeneleri son derece önem taşımaktadır.

Jinekolojik muayeneler hastalarımız açısından her ne kadar çok sevimli gelmese de “jinekolojik muayene masa”sında yapılmalıdır. Çünkü bu masalar bir kadının jinekolojik olarak en rahat ve en iyi değerlendirilebilir pozisyonunu bizlere sağlar. Ayrıca bu muayeneler özenle yapıldığında son derece kolay, ağrısızdır ve yalnızca birkaç dakika alır.

jinekolog doktorlar tarafından yapılan jinekolojik muayenelerde öncelikle dış genital alan gözle değerlendirilir. Genital siğil (kondilom), kitle, ülserasyon, kızarıklık, kist gibi herhangi bir lezyonun olup olmadığına bakılır. Daha sonra kişi ıkındılarak rahim veya idrar kesesinde herhangi bir sarkma (prolapsus) varlığı araştırılır.

Daha sonra da “spekulum muayenesine” geçilir. Öncelikle belirtmekte fayda var, spekulum muayenesinde kendinizi son derece rahat bırakmanız, kasmamanız ve sıkmamanız jinakolojik muayenenizi oldukça kolaylaştıracaktır. Kendinizi sıktığınız anda içinizdeki spekulmu da sıktığınız için rahatsızlık hissedebilirsiniz.

Ayrıca doktorunuzun sizin vajinanızın genişliğine göre uygun boyutta spekulm kullanması, nazik ve hassas şekilde yaklaşması, anlayışlı ve sabırlı olması işleminizi son derece kolaylaştıracaktır. Maalesef hızlı, sert ve hoyratça jinekolojik muayene ve tedaviler kişilerde ciddi psikolojik etkilenmeler yaratmakta, hatta ilerideki cinsel hayatlarını bile olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Spekulum muayenesinde vajinal duvarlar ve serviks (rahim ağzı) olası lezyonlar açısından değerlendirilir. Pek çok kadındaki vajinal akıntılar ve rahim ağzındaki yaralar (servisit) sessizdir; yani hiçbir şikayet yaratmaksızın tesadüfen muayene sırasında saptanabilir. Eğer vajinal akıntı varsa “vajinal kültür örneği” alınarak üretme için laboratuara gönderilir. Rutin olarak yılda bir kez smear testi için sürüntü de bu aşamada alınmaktadır.

Smear testlerini cinsel hayatı başlamış olan her kadında yılda bir kez önermekteyiz. Bu testteki amaç rahim ağzı kanseri oluşmadan önceki evrelerinde anormal bir durum varlığını araştırmaktır. Çünkü rahim ağzı kanserleri birden ortaya çıkmaz ve yıllar içinde yavaş yavaş ilerleyerek kansere dönüşür.

Smear testindeki amaç, rahim iç kanalına dökülen hücrelerin bir fırça yardımı ile alınması ve bir cam (lam) üzerine yayılarak boyanması ve mikroskop altında anormal hücre değişiklikleri açısından değerlendirilmesidir.

Smear testi ile ilgili bilgiler için tıklayınız >>>

Eğer ki rahim ağzında olumsuz değişiklikler bulunmamaktaysa kişilere istemleri doğrultusunda rahim ağzı kanserini önleyici aşılar yapılabilir.

Spekulum çıkarıldıktan sonra hastalara “bimanuel muayene (tuşe)” dediğimiz jinekolojik muayeneleri yapılır. Bu muayene jinekolog tarafından iki elle yapılır; birinci el hastanın kasık bölgesinde yukarıdan rahimi fikslerken, ikinci el vajina içinde rahim, yumurtalıklar ve tüpleri muayene eder. Bimanuel tuşe yalnızca birkaç saniye sürer ve amaç ultrason tetkiki öncesi genel bir değerlendirmedir.

Bimanuel muayenedeki (tuşe) amaç yumurtalıktaki kist ve kitleler, rahimin büyüklüğü, şekli, pozisyonu, tüplerin durumu ve içeride hassasiyet olup olmadığının araştırılmasıdır. Yani tuşe ile pelvis içindeki tüm yapılar kısa ve kolay bir şekilde değerlendirilebilmektedir.

Daha sonra transvaginal (vajina içi) ultrason muayenelerine geçilir. Jinekolojide ultrason incelemeleri artık jinekolojik muayenelerin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Son yıllarda ultrason teknolojilerinin gelişmesi ile vajina içine giren prob kısımları oldukça küçülmüş, görüş açısı ve görüntü kalitesi artmıştır. Bu nedenle transvajinal ultrason incelemeleri son derece rahat, ağrısız ve kolay bir işlem haline gelmiştir.

Ayrıca, transvajinal ultrasonlarda karından yapılan ultrasonlar gibi kişinin idrara sıkışık olması da gerekmemektedir. Hatta kişinin ultrason öncesi mesanesini boşaltması (yani idrarını yapması) görüntü için daha da fayda sağlamaktadır.

Cinsel Yönden Aşırı Aktif Kadınlardaki Kontroller
Cinsel açıdan oldukça aktif veya birden çok partner kullanan kadınlar da cinsel yolla bulaşan hastalıklar (STD) açısından risk altındadırlar ve bu yönden periyodik olarak tarama testleri yapılmalıdır.

Cinsel yolla bulaşıcı hastalıklar tarama testleri arasında HIV (Aids açısından Elisa test), Hbs Ab (Hepatit B), HCV (Hepatit C), VDRL (Frengi) bulunmaktadır. Ayrıca bel soğukluğu (Gonore) açısından rahim ağzından alınan servikal swab (sürüntü) örnekleri de yapılabilir. Yine genital bölge jinekolojik muayene sırasında genital herpes (Tip 2 uçuk), genital siğil (kondilom) açısından özellikle değerlendirilmelidir.

Diğer taraftan cinsel yönden aşırı aktif bayanlar HPV enfeksiyonları ve servikal kanserler açısından da risk altında olup rutin yıllık smear testlerini de ihmal etmemelidirler. Gerekli görüldüğü durumlarda HPV tiplemesi amacıyla rahim ağzı sürüntülerinden alınan örneklerde PCR tekniği ile DNA çalışmaları da yapılabilmektedir.

Kadın Hastalıkları Hipnoz Tedavisi

HİPNOZ

Hipnoz, hipnoterapi, hipnoz tedavileri

Hipnozu daha iyi anlayabilmek için öncelikle bilinçaltı hakkında kısaca bilgiler alalım…

BİLİNÇALTI DÜNYAMIZ
Gün içinde bütün gün iş yoğunluğumuz arasında bazen önümüzdeki bir kitaba veya kaleme bakar dalar gideriz. Değişik hayaller kurarak bulunduğumuz ortamdan tamamen farklı bir ortamda belki de bir tatil beldesinde buluveririz kendimizi…

Gece başımızı yastığa koyduğumuzda gün içinde veya haftalar öncesinde yaşadığımız tatlı veya acı bir olay gelir aklımıza ve aniden ruh halimiz değişiverir… Bazen aklımıza birden gelen korkularımızla irkilir, bazen de güzel olayları düşünerek birden içimizde bir mutluluk kıvılcımı çakar…

Bazen aşık olur ve sürekli tatlı hayallere dalarız, bazen de çok sinirlendiğimiz bir olay sürekli zihnimizi ziyaret eder ve bizi germeye devam eder…

Yaşadığımız olaylar nasıl oluyor da böylesine uzun bir zaman zihnimizde yer işgal ediyor?

Marmara depremini yaklaşık 5 milyon kişi bire bir yaşadı, ancak 1 milyon kişide “posttravmatik sendrom” dediğimiz bir süreç oluştu; yani en ufak bir sarsıntı veya deprem ile ilgili haber işitince panik halde kalbi hızla atan, aşırı derecede korkan, ürken bir kitle. Aynı depremi yaşayan 4 milyon kişide niye böyle bir durum ortaya çıkmadı? Kişilerde panik atak veya fobilerin ortaya çıkmasını sağlayan mekanizma nedir?

Neden bazılarımız doktor muayenesinden veya kan aldırmaktan aşırı derecede korkarken bazılarımız son derece rahat davranabiliyor? “Ağrı eşiği” denen durum kişiden kişiye nasıl bu kadar farklılıklar yaratabiliyor?

Tüm bu soruların cevapları belki de bilinçaltımızda yatmaktadır. Bilinçaltımız çocukluk hatta bebeklik döneminden itibaren adeta bir “kayıt cihazı” gibi çalışıp kendisi için gerekli tüm bilgileri depoluyor. Bizim için önemli olmadığını düşündüğümüz hatta unuttuğumuzu sandığımız bilgiler bile aslında bilinçaltımızda depolanmakta ve hayatımızın değişik dönemlerinde karşımıza çıkabilmektedir. Anlaşılıyor ki vücudumuzu yöneten yer beynimizdir.

Zihnimiz maalesef olumsuz olan bilgileri (korkma, başarısızlık, hastalanma, kazada yaralanma, ölme, tecavüze uğrama, yalnız kalma, sakat kalma gibi…) zıttı olan olumlu bilgilerden çok daha hızlı ve kolay alır. Bu nedenle çocukluk çağında çok az olan korkularımız ve endişelerimiz zamanla -eğer onları yeterince filtrelemezsek veya yenemezsek- erişkinlik döneminde artarak bir çığ gibi büyür.

Bilinçaltını olumlu olarak şekillendirmemiz ise bizim elimizde. Kötü ve olumsuz haberlerle bilinçaltımızı adeta bir çöplüğe dönüştürmemeliyiz. Bunun için egomuzu her zaman en üst düzeyde tutmalı ve olumsuz, abartılı bilgileri iyice filtrelendirmeliyiz belki de.

Peki ama her şeye rağmen elimizde olmayan nedenlerle bir takım psikolojik rahatsızlıklar, sıkıntılar veya korkular içimizde yer ederse ne olacak? Bilinçaltı dünyamıza istemeden giren düşüncelerden ve bu düşüncelerin yarattığı problemlerden kurtulabilir miyiz veya onların bizim üzerinde yarattığı olumsuzlukları azaltabilir miyiz?

Mantıksız olduğunu bilsek de elimizde olmadan (istemsiz bir şekilde) yaptığımız bir takım davranış veya hareketlerin kaynağı bilinçaltı olduğuna göre bilinçaltına girilerek bir iyileşme sağlanabilir mi? Kaynak, gerçekten bilinçaltında yatıyorsa evet…

Bahsettiğimiz terapi yöntemi de leblebi gibi uzun süreli antidepresan ilaç kullanımları ve bilinç düzeyinde kalan terapi uygulamalarından farklı bir yöntem olan “hipnoz tedavisi yani hipnoterapi”dir.

HİPNOZ ve HİPNOTERAPİ
Hipnoz, kişinin bilinçaltı düşüncelerine erişmeye çalışan bir tekniktir. Hipnoterapi ise hipnoz sırasında kişiye yapılan tedavi yöntemidir.

Birçok insan hipnozdan korkar ama aslında korkulacak esrarengiz bir şey yoktur. Tıbbi çalışmalar, hipnozun tedavi edici değerini, kuşkudan uzak apaçık bir şekilde ortaya koymuştur. Unutulmaması gereken nokta, “hipnozun asla bir büyü veya sihir olmadığıdır”.

Diğer bir tarife göre de hipnoz, “bir içe bakış, bir farkındalık ve bilinç altını isteğe bağlı şekilde yönlendirme hali” olarak tanımlanmaktadır. İçsel bir emilme, yoğunlaşma ve dikkatin odaklanmış halidir. Amacı ise bilinçaltını bizleri yöneten bilincin frenlerinden kurtarmaktır.

Bilinçli hipnoz ile bilinç tam olarak açıkken kişilerin bilinçaltındaki bir takım problemlerin ortaya çıkarılmasıyla bir “farkındalık durumu” yaratılabilmekte ve kişiye verilen bazı telkinlerle hayata geçirilebilecek olumlu etkiler oluşturulabilmektedir.

Hipnoterapi ise hipnoz ile yapılan tedavileri tanımlamaktadır. Dünyada hipnoterapiyi en sıklıkla psikologlar, diş hekimleri ve üçüncü sırada –hekimler arasında %25 sıklıkla- kadın doğum uzmanları uygulamaktadır. Kadına özgü sağlık problemlerinin pek çoğunda psikolojik etmenler yer aldığı için hipnoz tedavisi ile ilaçlar veya cerrahi ameliyatlara gerek kalmaksızın pek çok problemler çözüme ulaşabilmektedir.

KADIN HASTALIKLARI ve DOĞUMDA HİPNOZ
Dr. Süleyman Eserdağ bir hipnoz seansındayken…Kadın yaşamında, genç kızlık dönemi ile başlayan adet şikayetlerinden menopozun sıkıntılarına kadar uzanan pek çok süreç içinde psikolojik komponent devrededir.

Kadınlarda veya genç kızlık döneminde, özellikle dismenore (sancılı adet görme) ve “premenstrüel sendrom” olarak bilinen adet öncesi gerginlik sendromunda hipnotik konsantrasyon ve telkinlerle şikayetler tam olarak giderilebilmekte veya azaltılabilmektedir.

(Üstteki Resim: Bir hastama hipnoterapi seansı uygularken)
Yine, adolesan dönemden itibaren evlilik dönemine geçiş sürecine kadar ilk gece, kızlık zarı gibi cinsellikle ilgili alınan pek çok olumsuz mesaj genç kadının cinsel hayatında problemlere yol açabilmekte ve ilişkinin hiç gerçekleşememesi (vajinismus) veya çok zor ve ağrılı olması (disparoni) gibi durumlara yol açabilmektedir.

Vajinismus ve dispareunia problemlerinde psikolojik terapilere ek olarak uygulanan hipnoterapi ile son yıllarda çok olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

Evlilik sonrası gebelik sürecinde de kadınları bir takım psikolojik problemler beklemektedir. Bu psikolojik şikayetler her gebede farklı düzeyde olabilir. Bunlar arasında en sıklıkla gebeliğe ait bulantı ve kusmalar (hiperemesis gravidarum), gebelik süresince yaşanılan bunaltılar (anksiyeteler), doğum korkuları, erken doğum veya düşük yapma ile ilgili endişeler veya bebeğini sakat doğurma korkuları sayılabilir.

Son yıllarda hipnoz ile ağrısız normal (vajinal) doğum doğum isteği olan gebeler de artmaktadır. Hipnotik telkinler ile rahim kasılmaları azaltılmaksızın gebelerin ağrısız doğum yapabilmeleri mümkündür.

Yine doğum sonrası lohusalık dönemindeki depresyon hali (postpartum blues) ve anksiyeteye bağlı süt miktarının az olması gibi problemlerde de hipnoz terapileri kullanılabilmektedir.

Bazı kadınlar ise evliliklerinde birçok tedavilere rağmen gebe kalamamaları (infertilite) sonucunda bir takım psişik problemler yaşayabilmektedirler. Bu problemler motivasyonlarının kırılmasıyla kendilerinin daha kolay pes etmelerini sağlayabilmekte veya yaşama küsmelerine sebep olabilmektedir. Hipnoz terapileri ile kişilerin sıkıntıları azaltılabilmekte ve pozitif motivasyonları güçlendirilebilmektedir.

Yıllar sonra menopoz dönemine geçiş sürecinde de kadınlarda “perimenopozal sıkıntılar” (=klimakteryum şikayetleri) olarak adlandırılan sıcak basmaları, ateş, ter basması, çarpıntı, uykusuzluk gibi semptomlar (bulgular) görülmeye başlar. Bu semptomlar birkaç ay ile 10 yıl arasında devam edebilir. Hipnoterapi ile menopozun bu şikayetlerini azaltmak veya gidermek mümkün olabilmektedir.

Kadın hastalıkları ve doğumda hipnoterapi:

Vajinismus (ilişkinin olamaması veya çok zor olması)
Ağrılı cinsel ilişki (disparoni)
Psikoseksüel problemler
Menopoz şikayetlerinin giderilmesinde
Sancılı adet görme (dismenore)
Premenstruel Sendrom (PMS, adet öncesi gerginlik sendromu)
Gebelik kalma korkusu veya gebelikte düşük, erken doğum veya sakat bebek doğurma gibi korku ve endişelerin giderilmesinde
Gebelik bulantı ve kusmalarının (hyperemesis gravidarum) giderilmesinde
İnfertilite ve tüp bebek (IVF) tedavilerine destek amacıyla
Ve ağrısız doğum
amaçlarıyla uygulanabilmektedir.

Psikojenik hastalık ve problemlerde hipnoz…
Pek çok fobiler (sosyal fobi, böcek fobisi, karanlık alan fobisi, hastalanma fobisi gibi), yaygın anksiyete ve depresyon durumları, OCD (Obsesif Kompulsif Hastalık yani Saplantı Takıntı Hastalığında), korku ve endişelerin giderilmesinde, posttravmatik stres bozukluğunda, panik ataklarda da hipnoz son derece yararlıdır.

Ayrıca psikojenik kökenli bir takım cilt hastalıklarında (alerjiler, sedef hastalığı gibi) da hipnoterapi uygulanabilmektedir.

Yine, migren türü baş ağrılarında, uykusuzluk, sinirlilik ve gerginlik dönemlerinde ve menapoz şikayetlerinin giderilmesinde de hipnoz kullanılabilmektedir.

Kadınlarda sinirsel kökenli adet bozuklukları, premenstrüel sendrom (adet öncesi gerginlik sendromu), dismenore (adet dönemindeki sancılanma) da hipnoz ile şifa bulmaktadır.

Son yıllarda vajinismus gibi cinsel fonksiyon bozukluklarında hipnozun kullanılması çığır açmıştır.

Hipnoz tüm bu hastalıkların tedavilerinde bazen tek başına bazen de ilaç tedavilerine kombine olarak da kullanılabilmektedir.

Çocuk Hastalıklarında Hipnoterapi
Çocuklarda özellikle geceleri yatak ıslatmalarının tedavisinde, cerrahi ameliyatlar öncesi gerginliklerin azaltılması ve rahatlamalarının sağlanmasında, diş gıcırdatmalarının azaltılmasında, tırnak yemelerin engellenmesinde hipnoz tedavisi kullanılabilmektedir.

Diş Hekimliğinde Hipnoterapi
Özellikle diş çekimlerinde bölgesel olarak anestezi oluşturulmasında, özellikle çocuklardaki diş tedavilerinde, protez ve ortodonti uygulamalarında, diş gıcırdatmalarının tedavisinde hipnoz kullanılabilmektedir.

Diğer Alanlarda Hipnoz
Sağlık haricinde sporda, sanatta gücün ve yaratıcılığın en iyi şekilde kullanımında hipnoz son derece yararlı bir yöntem olarak görülmekte ve yıllardır uygulanmaktadır.

Yine, çocuklarda ve erişkinlerde sınav başarısının arttırılması, sınav paniğinin giderilmesinde son derece etkili bir yöntemdir. Sigara ve alkol gibi zararlı maddelerin bırakılmasında, aşırı kilolardan kurtulmada da uygulanabilmektedir.

Diğer bir alan ise adli olaylarda olayın aydınlatılması ve soruşturmaların yürütülmesindeki kullanımıdır. Ancak hipnoz altında verilen ifadelerin hukuksal bir geçerliliği bulunmamaktadır.

SORULAR ile HİPNOZ
Herkes hipnoz olabilir mi?
Evet. Yalnızca iletişim kurulamayan kişiler hipnotize edilemez. Bunlar arasında IQ seviyesi düşük olan embesil, demanslı (bunak) ve antisosyal kişilik tipine sahip (saldırgan) bireyler ile çok küçük yaştaki çocuklar (5-6 yaş altındakiler) sayılabilir.

Kimlerde hipnoza girme (hipnotizabilite) eğilimi yüksektir?
Zeki ve yaratıcı kişiler, ameliyat hemşireleri, polis veya asker gibi disiplinli bir yaşam tarzına sahip bireyler daha kolay, hızlı ve rahat bir şekilde hipnoz olabilmektedirler.

Hipnozdaki konsantrasyon derecesi nasıldır?
Bazılarımız araba kullanırken yola dalıp gidebiliriz (yol hipnozu). Veya bazılarımız da güzel bir müziğe kapılıp bizi bu müziğin bizleri götürdüğü o güzel anları zihnimizde yeniden yaşarız, belki de bu arada çalan kapının sesini duymayız. İşte kişilerin verilen telkinlerle değişik konsantrasyon dereceleri hipnozun da derinliğini belirler.

Hipnozun derinlikleri nasıldır?
Hipnoz, derinliğine göre hafif-orta ve derin olarak üç sınıfa ayrılır. Aslında, tıbben tedavi edici olması açısından derin hipnozun orta ve hafif hipnoza göre bir avantajı yoktur.

Genel olarak ilk seanstan sonraki hipnotik seanslar daha kolay gerçekleşir ve daha iyi bir dinleme duygusu elde edilir. Hipnotik derinlik kişiye bağlı olmakla birlikte genellikle daha çok uyum sağlayabilen kişiler ikinci ve üçüncü seanslarında tamamen gevşerler.

Rahat ve kolay hipnotize olmanın şartları nelerdir?
Kişinin hekim veya terapistine güvenmesi, O’nun ile işbirliğine girmesi, korkmadan ve tedirgin olmadan zihnini verilen düşüncelere ve telkinlere açması hipnotize olmayı kolaylaştıran faktörlerdir.

Hipnoz esnasında bilinç kapanır mı?
Hayır. Bilinçli hipnoz esnasında kişinin bilinci tamamen açıktır, yani kişi her olup bitenin farkındadır. Ayrıca kişi kendisine uygun düşmeyen telkinleri reddedebilir ve kendi istemi olmayan davranışlara tamamen kapalıdır. Bu şekilde hipnoz altındayken kişinin dışarıdan bir zarar görmesi mümkün değildir.

Hipnoz altındayken neler hissedilir?
Hipnoz altındayken rahatlık, mutluluk ve dinlenme hali olur.

Hipnotik seanstan kişinin çıkamama olasılığı var mı?
Hayır. Hipnozitörün hastasını aniden yalnız bırakıp odadan çıkması durumunda bile kişi 10-30 dakika arasında kendiliğinden hipnozdan çıkabilmektedir. Hipnozdan bazen geç çıkılmasının nedeni kişinin hipnozdayken yaşadığı aşırı memnuniyet ve mutluluk halidir.

Hipnoz esnasında olanlar ve konuşulanlar sonradan hatırlanabilir mi?
Evet. Hipnozdan çıktıktan sonra hipnoz altındayken bilinçaltındaki düşüncelerin ne oldukları hatırlanabilmektedir. Zaten hipnozun tedavi edici değeri bilinçaltınızın tamamen hatırlanması yeteneğine ile de ilişkilidir.

Herkes aynı şekilde mi hipnotize edilmektedir?
Hayır. Herkeste hipnotize olma tekniği ve yöntemleri farklıdır. Bu kişinin problemine ve kişilik özelliklerine göre değişebilmektedir. Yani, hipnoz tekniğinde bireyselleştirme ön plandadır.

Tıbbi dernekler hipnoz uygulamalarını onaylarlar mı?
Evet. İngiliz Tıp Derneği 1775’de tıbbi hipnoz üzerine bir rapor yayınladı. Amerikan Tıp Derneği sözcüleri de 1958’de tıbbi hipnozun kullanılmasını uygun gördüler.

Türkiye’de ise şu an için yasal bir düzenleme maalesef yok. Ancak hipnoz eğitimleri başta Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi tarafından değişik programlar dahilinde yalnızca psikolog, doktor ve diş hekimlerine kurslar ile verilebilmektedir.

Hipnozla istenmeyen alışkanlıklar bırakılabilir mi?
Evet. Sigara, alkol ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların bıraktırılması yanında aşırı yeme isteğinin azaltılarak zayıflamada amacıyla ve tırnak yeme, çocuklarda gece işemelerinin tedavisinde hipnotik telkinler oldukça yarar sağlayabilmektedir.

Kimler hipnoz yapma ile yetkisine sahiptirler?
Maalesef hipnoz konusunda pek çok hekim bilgi sahibi bile değildir. Bu konuda eğitim almış sertifikalı hekim, diş hekimi ve psikologlar ancak hipnoz yapma yetkisine sahiptir.

Bir kişinin hipnoz yapabilmesi çok büyük bir yetenek gerektirmese de yapılan hipnozun faydalı olabilmesi kişinin bilgi ve tecrübesine bağlıdır. Aksi takdirde bir takım tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Hipnoz uygulaması dinen sakıncalı mıdır?
Bütün Protestan mezhepleri hipnozun tıbbi açıdan kullanılmasını onaylarlar. Bunun gibi Musevilere ait inanç objektif değildir. İslami acıdan ehil kişilerin elinde tedavi amacı ile kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Muhtemelen tedavi sınırları için özel şartları mevcuttur.